Psikolojik destek almak, psikiyatrik tedavi görmek, hastaneye başvurmak veya hekim önerisiyle ilaç kullanmak tek başına boşanmada kusur sayılmaz. Türk Medeni Kanunu bakımından kusur, bir tanı ya da tedavi kaydından değil; evlilik birliğini zedeleyen somut ve kural olarak iradi davranışlardan hareketle belirlenir. Bu nedenle depresyon, anksiyete, bipolar bozukluk veya başka bir ruhsal rahatsızlığa ilişkin kayıt bulunması, kişiyi otomatik olarak kusurlu eş hâline getirmez.
Sonucu değiştiren temel ayrım şudur: Mahkeme tedavinin varlığına değil, eşin davranışlarına, bu davranışların iradi olup olmadığına, ortak hayat üzerindeki etkisine ve ileri sürülen olayların hukuka uygun delillerle ispatlanıp ispatlanmadığına bakar. Tedavi geçmişinin evlilik süresince bilinçli biçimde gizlenmesi, tedaviyi reddetmeye eşlik eden zarar verici davranışlar veya şiddet gibi bağımsız vakıalar somut olayda kusur tartışmasına girebilir. Buna karşılık yalnızca “psikiyatriste gitti” iddiası kusur belirlemek için yeterli değildir.
Psikiyatrik Tedavi Görmek Kusur mudur?
Hayır. Psikolojik veya psikiyatrik tedavi görmek tek başına boşanma sebebi ya da kusur değildir. Kusur için evlilik birliğini etkileyen somut davranış, davranışın kişiye yüklenebilir olması ve hukuka uygun delil gerekir. Tedavi geçmişini evlilik boyunca bilinçli şekilde gizlemek veya hastalıktan bağımsız şiddet, tehdit ve ağır ihmal ise ayrıca değerlendirilebilir.
Boşanmada Ruh Sağlığı Tedavisi Hakkında Temel Noktalar
- Tanı, terapi, hastane başvurusu ve ilaç kullanımı tek başına kusur oluşturmaz.
- Kusur, etiketten değil evlilik birliğini zedeleyen somut davranıştan doğar.
- Davranışın hastalık nedeniyle iradi olmaması kusur değerlendirmesini değiştirebilir.
- TMK 165’teki akıl hastalığına dayalı boşanma ile TMK 166’daki kusur incelemesi aynı değildir.
- Evlilik boyunca bilinçli gizleme, diğer olay ve delillerle birlikte güven sarsıcı davranış sayılabilir.
- Sağlık kayıtları özel nitelikli kişisel veridir; eş olmak kayıtlara izinsiz erişme hakkı vermez.
- Tedavi geçmişi velayeti kendiliğinden ortadan kaldırmaz; çocuğun üstün yararı esas alınır.
Tedavi Görmek ile Kusurlu Davranış Arasındaki Fark Nedir?
Ruh sağlığı hizmetinden yararlanmak, kişinin bir sorunla sorumlu biçimde ilgilendiğini de gösterebilir. Hukuk, tedaviye başvurmayı cezalandıran bir yaklaşım kurmaz. Boşanma dosyasında tartışılması gereken husus, tedavinin adı değil; eşler arasındaki güveni, saygıyı, dayanışmayı ve ortak hayatı etkileyen belirli olaylardır.
Örneğin yalnızca antidepresan kullanılması ile eşe hakaret edilmesi aynı nitelikte değildir. İlk olgu bir sağlık bilgisidir. İkinci olgu ise şartları oluştuğunda evlilik birliğini sarsan bir davranış olarak incelenebilir. Hakaretin bir rahatsızlık döneminde gerçekleşmesi hâlinde de mahkeme, davranışın iradi olup olmadığını ve kişiye kusur yüklenip yüklenemeyeceğini ayrıca değerlendirmelidir.
Önemli ayrım: “Ruhsal rahatsızlık vardır” tıbbi bir tespittir; “boşanmada kusurludur” ise olay, irade, nedensellik ve delillerin birlikte incelenmesini gerektiren hukuki bir sonuçtur.
| Olgu | Tek başına kusur sonucu | Mahkemenin inceleyeceği asıl konu |
|---|---|---|
| Psikoloğa veya psikiyatriste başvurmak | Doğurmaz | Tedaviden bağımsız, evliliği etkileyen somut davranış bulunup bulunmadığı |
| Reçeteli ilaç kullanmak | Doğurmaz | İlaç kaydının uyuşmazlıkla ilgisi ve davranış üzerindeki kanıtlanmış etkisi |
| Tanı konulmuş olması | Doğurmaz | Tanının kişideki güncel işlevsel etkisi, irade ve ortak hayatla bağlantısı |
| Evlilik boyunca bilinçli gizleme | Otomatik değildir | Gizlenen bilginin önemi, güvene etkisi, süreklilik ve diğer deliller |
| Şiddet, tehdit veya ağır hakaret | Bağımsız olarak doğurabilir | Olayın gerçekleşmesi, ağırlığı, iradiliği ve evlilik birliğine etkisi |
Mahkeme Psikiyatrik Tedaviyle İlgili Kusuru Nasıl Belirler?
TMK m.166 uyarınca evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenemeyecek derecede temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Ancak boşanmanın mali sonuçlarında ve tarafların kusur karşılaştırmasında, ileri sürülen her olay ayrı ayrı değerlendirilir. Tedavi kaydı, tek başına bu olayların yerine geçmez.
Mahkeme öncelikle iddianın somutlaştırılıp somutlaştırılmadığına bakar. “Eşim psikolojik sorunluydu” gibi genel, damgalayıcı ve tarih içermeyen bir ifade yeterli değildir. Hangi davranışın ne zaman gerçekleştiği, evliliği nasıl etkilediği ve hangi delille ispatlanacağı açıklanmalıdır. Ardından davranış ile evlilik birliğinin sarsılması arasındaki bağlantı ve davranışın ilgili eşe yüklenebilirliği incelenir.
- Yalnızca tedavi veya tanı kaydı varsa bu durum tek başına kusur sayılmaz.
- Evliliği etkileyen somut bir davranış ileri sürülmüşse olayın gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılır.
- Davranış gerçekleşmişse bunun iradi ve ilgili eşe yüklenebilir olup olmadığı değerlendirilir.
- Davranışın ortak hayatı etkileyip etkilemediği ve boşanmaya sebep olan olaylarla bağlantısı kurulur.
- Sonuç, bütün deliller ve tarafların karşılıklı davranışları birlikte tartılarak belirlenir.
Ruhsal rahatsızlığın ayırt etme gücünü veya davranışları yönlendirme yeteneğini etkilediği ileri sürülüyorsa, hâkimin yalnızca taraf anlatımıyla tıbbi sonuç çıkarması doğru olmaz. Gerektiğinde uzman görüşü, hastane kaydı ya da sağlık kurulu raporu alınabilir. Bununla birlikte her dosyada kapsamlı psikiyatrik inceleme yapılması zorunlu değildir; istenen delilin uyuşmazlığın çözümü için ilgili ve gerekli olması gerekir.
Hangi Davranışlar Tedaviden Ayrı Olarak Kusur Tartışmasına Girebilir?
Evlilik Süresince Bilinçli Gizleme
Evlilikten önce terapi görülmüş olmasının söylenmemesi her durumda kusur değildir. Kısa süreli danışmanlık, geçmişte kalmış bir tedavi veya ortak hayatı etkilemeyen sağlık bilgisi ile evlilik boyunca devam eden ve ortak yaşam bakımından önemli sonuçlar doğuran bir durum aynı biçimde değerlendirilemez. Gizlemenin bilinçli olup olmadığı, evlilik içinde sürüp sürmediği, eşler arasındaki güvene etkisi ve diğer davranışlarla bağlantısı önem taşır.
Tedaviyi Reddetme veya Tedaviyi Düzensiz Sürdürme
Kişinin tıbbi müdahaleye rıza hakkı bulunduğundan, tedaviyi kabul etmemek tek başına ve otomatik biçimde kusur sayılamaz. Buna karşılık kişi durumunun ve sonuçlarının farkındaysa; önerilen tedaviyi hiçbir makul neden olmadan sürekli reddediyor, bu süreçte eşine veya çocuklara zarar veren iradi davranışlar sergiliyor ve ortak hayatı ağır biçimde etkiliyorsa olayların bütünü kusur incelemesine konu olabilir.
Burada mahkeme, “ilaç almadı, o hâlde kusurludur” şeklinde basit bir denklem kurmamalıdır. Tedavinin niteliği, yan etkiler, alternatifler, kişinin karar verme yetisi, hekim önerileri ve davranışların gerçekten tedavi reddiyle bağlantılı olup olmadığı somut delillerle ortaya konulmalıdır.
Şiddet, Tehdit, Hakaret ve Ağır İhmal
Fiziksel şiddet, tehdit, sistematik aşağılama, ağır hakaret, ekonomik baskı veya çocukların güvenliğini tehlikeye atan davranışlar bir tedavi kaydından bağımsız olarak boşanma dosyasında incelenebilir. Ruhsal rahatsızlığın bulunması, gerçekleşmiş bir olayı yok saydırmaz; fakat davranışın kişiye kusur olarak yüklenip yüklenemeyeceği bakımından irade ve ayırt etme gücü ayrıca önem kazanabilir.
Uygulama Örneği
Bir eşin anksiyete nedeniyle düzenli terapi görmesi, ilaç kullanması ve aile sorumluluklarını sürdürmesi hâlinde yalnızca tedavi kaydına dayanılarak kusur çıkarılamaz. Buna karşılık aynı kişinin eşe yönelik tekrarlanan tehditleri hukuka uygun mesajlar, tanıklar ve kolluk kayıtlarıyla ispatlanırsa değerlendirme tedavi geçmişinden değil, somut tehdit davranışlarından hareketle yapılır. Rahatsızlığın iradeyi etkilediği savunuluyorsa tıbbi inceleme gerekebilir.
Tanıdan Hareketle Davranış Varsayımı Yapılamaz
Bir hastalık adını şiddet, ebeveynlik yetersizliği veya güvenilmezlikle eşitlemek hukuken yeterli değildir. Tanı ile somut davranış arasındaki bağlantı delille kurulmalıdır. Damgalayıcı genellemeler hem iddiayı zayıflatabilir hem de kişinin özel hayatı ile sağlık verilerinin gereksiz biçimde ifşa edilmesine yol açabilir.
Psikolojik Tedaviyi Eşten Gizlemek Boşanmada Kusur Sayılır mı?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 25.09.2025 tarihli, 2025/590 E. ve 2025/7843 K. sayılı kararında; evlilik öncesinde psikolojik tedavi gördüğünü ve ilaç kullandığını söylemeyen, bunu evlilik birliği boyunca gizlemeye devam eden eşin davranışını somut dosyada güven sarsıcı bulmuştur. Kararda yalnız tedavi kaydı değil; gizlemenin evlilik içinde devam etmesi, taraflar arasındaki mesajlar, tanıkların gözlemlediği davranışlar ve birlikte yaşama süresine ilişkin olgular birlikte değerlendirilmiştir.
Bu karar, “geçmişte psikoloğa giden herkes bunu açıklamazsa kusurludur” şeklinde yorumlanamaz. Kararın belirleyici yönü tedavi görmek değil, somut olayda evlilik boyunca sürdürülen bilinçli gizleme ve bunun güven ilişkisine etkisidir. Her uyuşmazlıkta bilginin niteliği, güncelliği, ortak yaşama etkisi, açıklama yükümlülüğü doğuracak ölçüde önemli olup olmadığı ve ispat araçları ayrı değerlendirilmelidir.
Evlilikten önceki sağlık durumunun yanlış veya eksik tanıtılması bazı koşullarda evlenmenin iptali hükümlerini de gündeme getirebilir. Buna rağmen hangi dava sebebinin seçileceği, olayın evlilikten önce mi sonra mı sürdüğü, öğrenme tarihi ve talep edilen hukuki sonuçlara göre belirlenmelidir. Boşanma ile evliliğin iptali aynı dava türü değildir.
TMK 165’teki Akıl Hastalığı ile Psikiyatrik Tedavi Aynı Şey midir?
Hayır. Türk Medeni Kanunu m.165, eşlerden birinin akıl hastalığı nedeniyle ortak hayatın diğer eş bakımından çekilmez hâle gelmesini özel bir boşanma sebebi olarak düzenler. Bu yola başvurulabilmesi için hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerekir. Bir kez psikiyatriste gitmek, terapi görmek, ilaç kullanmak veya yaygın bir ruhsal rahatsızlık tanısı almak bu şartları kendiliğinden karşılamaz.
TMK m.165’te hastalık bir kusur etiketi değildir; kanunun aradığı objektif koşullar üzerinden değerlendirilen özel bir boşanma sebebidir. Buna karşılık TMK m.166’ya dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması davasında somut davranışlar, tarafların iradesi ve kusur dengesi önem kazanır. Bir dosyada doğru hukuki sebebin belirlenmemesi, ispat planını ve mali talepleri doğrudan etkileyebilir.
| Değerlendirme | TMK m.165: Akıl hastalığı | TMK m.166: Evlilik birliğinin sarsılması |
|---|---|---|
| Odak noktası | Kanundaki özel hastalık koşulları ve ortak hayatın çekilmezliği | Evliliği temelinden sarsan somut olaylar |
| Tıbbi eşik | Geçme olanağı bulunmadığını gösteren resmî sağlık kurulu raporu gerekir | Her dosyada resmî sağlık kurulu raporu zorunlu değildir |
| Kusurun rolü | Hastalığın kendisi kusur sayılmaz | İradi ve yüklenebilir davranışlar karşılaştırılır |
| Tek başına tedavi kaydı | Kanuni şartları kanıtlamaz | Kusuru kanıtlamaz |
| Temel deliller | Resmî sağlık kurulu raporu ve ortak hayatın çekilmezliğini gösteren deliller | Tanık, yazışma, resmî kayıt, uzman incelemesi ve diğer hukuka uygun deliller |
Psikiyatri ve Terapi Kayıtları Boşanma Davasında Delil Olabilir mi?
Sağlık ve tedavi bilgileri, KVKK m.6 kapsamında özel nitelikli kişisel veridir. Eş olmak, diğer eşin hastane sistemine, e-Nabız hesabına, reçetelerine veya terapi notlarına izinsiz erişme yetkisi vermez. Anayasa Mahkemesi H.Ö. başvurusunda, bir eşin diğer eşe ait hastane kayıtlarına mesleki imkânını kullanarak erişmesi ve bu bilgilerin boşanma sürecinde kullanılmasıyla bağlantılı şikâyetin etkili soruşturulmamasını kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı yönünden ihlal olarak değerlendirmiştir.
HMK m.189/2 uyarınca hukuka aykırı şekilde elde edilmiş deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Bu nedenle başkasının şifresini kullanmak, sağlık sistemine yetkisiz girmek, özel dosyayı gizlice almak veya üçüncü kişiden hukuka aykırı biçimde kayıt temin etmek ciddi risk taşır. Bir belgenin doğru bilgi içermesi, onun elde edilişindeki hukuka aykırılığı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Sağlık kaydı uyuşmazlığın çözümü için gerçekten gerekliyse, ilgili kurumdan kaydın mahkeme eliyle istenmesi talep edilebilir. HMK m.221, mahkemenin üçüncü kişi veya kurumların elindeki belgenin ibrazını istemesine imkân verir. Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 14.09.2023 tarihli ve 2023/1578 sayılı karar özeti de mahkeme müzekkeresi üzerine sağlık kayıtlarının aktarılmasını HMK m.221 ve kişisel veri mevzuatı çerçevesinde değerlendirmiş; aktarım sırasında gizlilik tedbirlerinin önemini vurgulamıştır.
Hangi Deliller Daha Sağlıklı Bir İspat Planı Oluşturur?
- Tarafın bizzat içinde bulunduğu ve hukuka uygun biçimde sakladığı mesajlaşmalar,
- Somut davranışı doğrudan gören veya duyan tanıkların anlatımları,
- Kolluk tutanakları, uzaklaştırma kararları ve varsa ceza dosyasındaki resmî belgeler,
- Mahkeme müzekkeresiyle getirtilen ilgili ve ölçülü sağlık kayıtları,
- Gerektiğinde alınan bilirkişi, uzman veya resmî sağlık kurulu raporları,
- Davranışların aile yaşamına etkisini gösteren diğer hukuka uygun belgeler.
Sağlık Kayıtlarını Kendiniz Temin Etmeye Çalışmayın
Hastane sistemine, e-Nabız hesabına, özel telefona veya terapi dosyasına izinsiz erişim hukuka aykırılık doğurabilir. Gerekli kayıtların kapsamı somutlaştırılarak mahkemeden ilgili kuruma müzekkere yazılması istenmeli; gereksiz ayrıntıların dosyaya girmemesi ve mahremiyetin korunması için uygun tedbirler ayrıca talep edilmelidir.
Psikiyatrik Tedavi Velayet, Nafaka ve Tazminatı Nasıl Etkiler?
Tedavi kaydının varlığı boşanmanın yan sonuçlarını da otomatik biçimde belirlemez. Maddi ve manevi tazminatta TMK m.174 çerçevesinde boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur ve diğer yasal koşullar değerlendirilir. Yoksulluk nafakasında TMK m.175 gereğince talep eden eşin boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olması ve kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması aranır. Bu nedenle terapi görmek veya ilaç kullanmak tek başına tazminatı ya da nafakayı ortadan kaldırmaz.
Velayette merkezî ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Mahkeme ebeveynin tanı adından çok çocuğun bakımını güvenli ve istikrarlı biçimde sağlayıp sağlayamadığına, tedavinin güncel durumuna, destek sistemine ve somut risklere bakar. Kontrol altında bir rahatsızlık nedeniyle düzenli tedavi gören ebeveynin velayet hakkı yalnız bu sebeple kaldırılamaz. Buna karşılık çocuğun güvenliğini etkileyen güncel ve kanıtlanmış riskler ayrıca incelenir.
| Hukuki sonuç | Tedavi kaydının tek başına etkisi | Belirleyici ölçüt |
|---|---|---|
| Boşanma kararı | Yeterli değildir | Kanuni boşanma sebebinin ve gerekli olayların ispatı |
| Kusur oranı | Kusur yaratmaz | İradi, somut ve evliliği etkileyen davranışlar |
| Maddi ve manevi tazminat | Hakkı otomatik kaldırmaz | TMK m.174 koşulları, kusur dengesi, menfaat ve kişilik hakkı ihlali |
| Yoksulluk nafakası | Talebi otomatik engellemez | Yoksulluğa düşme, kusurun daha ağır olmaması ve ekonomik durum |
| Velayet | Velayeti kendiliğinden engellemez | Çocuğun üstün yararı, güncel bakım kapasitesi ve somut güvenlik riski |
Bu İddia Boşanma Dilekçesinde Nasıl Ele Alınmalıdır?
Ruh sağlığına ilişkin bir iddia, tanı üzerinden değil olay üzerinden kurulmalıdır. Davacı veya davalı; tarihleri, davranışları, olayların evlilik üzerindeki etkisini ve delillerini açıkça belirtmelidir. HMK’daki somutlaştırma ve delil gösterme yükümlülüğü nedeniyle soyut ifadeler yerine doğrulanabilir vakıalar sunulmalıdır.
- Hukuki sebebi belirleyin: Uyuşmazlığın TMK m.166 kapsamındaki davranışlara mı, TMK m.165’teki özel koşullara mı, yoksa başka bir hukuki yola mı ilişkin olduğunu ayırın.
- Tedavi ile davranışı ayırın: Kusur iddiasını reçete veya tanı adına değil, evlilik içinde gerçekleşen belirli davranışlara dayandırın.
- İradeyi değerlendirin: Rahatsızlığın davranışın yönlendirilmesini etkilediği iddiası varsa uzman incelemesine ihtiyaç bulunup bulunmadığını belirleyin.
- Delilin kaynağını kontrol edin: Mesaj, kayıt ve belgelerin nasıl elde edildiğini; özel sağlık verisi içerip içermediğini inceleyin.
- Talepleri birlikte planlayın: Boşanma, velayet, nafaka ve tazminat bakımından aynı olgunun farklı hukuki etkilerini ayrı ayrı değerlendirin.
- Dilekçe süresini gözetin: Vakıa ve delillerin usulüne uygun aşamada sunulmaması, daha sonra dikkate alınmalarını güçleştirebilir.
Somut olayda tedavi geçmişinin hukuki önemi, kusurun hangi davranışlara dayandırılacağı ve sağlık kayıtlarının hangi yolla isteneceği birlikte değerlendirilmelidir. Bu kapsamda İzmir boşanma avukatı hizmet alanı üzerinden dava dilekçesi, cevaplar, mevcut deliller ve mali talepler bakımından dosyaya özgü bir yol haritası oluşturulabilir.
Boşanmada Psikiyatrik Tedavi Hakkında Yaygın Yanlışlar
- “Psikiyatri ilacı kullanan eş kusurludur.” Yanlıştır; ilaç kullanımı sağlık tedavisidir ve davranışın yerini tutmaz.
- “Tanı varsa boşanma kesin kabul edilir.” Yanlıştır; dayanılan hukuki sebebin bütün şartları ispatlanmalıdır.
- “Eş olduğum için hastane kayıtlarını alabilirim.” Yanlıştır; eş olmak sağlık verisine sınırsız erişim yetkisi vermez.
- “Tedavi gören ebeveyn velayeti alamaz.” Yanlıştır; çocuğun üstün yararı ve güncel bakım kapasitesi somut olarak değerlendirilir.
- “Tedaviyi reddetmek her durumda kusurdur.” Yanlıştır; karar verme yetisi, tıbbi koşullar ve ortak yaşama yansıyan davranışlar birlikte incelenir.
Hukuki Dayanak ve Resmî Kaynaklar
Değerlendirmede 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.165, m.166, m.168, m.174, m.175, m.182 ve m.184; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.189, m.190, m.194, m.219-m.221 ve m.266; 6698 sayılı Kanun’un özel nitelikli kişisel verilere ilişkin hükümleri dikkate alınmıştır. Sağlık kayıtlarının korunması bakımından Anayasa Mahkemesinin H.Ö. kararı ile Kişisel Verileri Koruma Kurulunun 2023/1578 sayılı karar özeti; gizleme ayrımında Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.09.2025 tarihli, 2025/590 E. ve 2025/7843 K. sayılı kararı esas alınmıştır.
Tedavi Kayıtları ve Kusur İddiası İçin Dosya Değerlendirmesi
Boşanma dilekçesi, cevap ve karşı dava belgeleri; tedavi kayıtlarının elde ediliş biçimi, iddia edilen davranışlar, tanıklar, mesajlar, velayet, nafaka ve tazminat talepleriyle birlikte incelenmelidir. Böylece sağlık bilgisinin kendisi ile hukuken kusur oluşturabilecek olaylar birbirinden ayrılabilir.
Boşanma dosyanızdaki kusur ve sağlık verisi iddiaları hakkında hukuki değerlendirme talep edin.
Sık Sorulan Sorular
Psikoloğa gitmek boşanma sebebi midir?
Psikoloğa gitmek tek başına boşanma sebebi değildir. Mahkeme, terapi kaydından değil evlilik birliğini temelinden sarsan somut olaylardan hareket eder. Terapi görülmesine eşlik eden şiddet, tehdit, ağır hakaret veya bilinçli gizleme gibi bağımsız vakıalar varsa bunlar kendi koşulları ve hukuka uygun delilleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilebilir.
Psikiyatri ilacı kullanmak boşanmada kusur sayılır mı?
Hayır. Hekim önerisiyle psikiyatri ilacı kullanmak bir tedavi olgusudur ve tek başına kusur oluşturmaz. Kusur için evliliği etkileyen somut, kişiye yüklenebilir davranışların ispatı gerekir. İlacın yan etkisi veya kullanılmaması ileri sürülüyorsa bunun davranışla ve ortak hayatla bağlantısı uzman değerlendirmesi dâhil somut delillerle kurulmalıdır.
Psikolojik rahatsızlığı eşten gizlemek kusur mudur?
Her gizleme otomatik olarak kusur değildir. Bilginin ortak hayat bakımından önemi, rahatsızlığın güncelliği, gizlemenin evlilik boyunca bilinçli biçimde sürmesi ve güven ilişkisine etkisi incelenir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2025/590 E., 2025/7843 K. sayılı kararında, diğer somut olay ve delillerle birlikte devam eden gizlemeyi güven sarsıcı davranış saymıştır.
Tedaviyi reddeden eş boşanmada kusurlu olur mu?
Tedaviyi reddetmek tek başına kusur sonucu doğurmaz. Mahkeme kişinin karar verme yetisini, tedavinin niteliğini, makul ret sebeplerini ve ortak hayata yansıyan davranışları inceler. Bilinçli ret ile birlikte eşe veya çocuğa zarar veren iradi davranışlar sürüyorsa olayların bütünü kusur değerlendirmesine girebilir.
Akıl hastalığı nedeniyle boşanma için psikiyatri raporu yeterli midir?
Her psikiyatri raporu yeterli değildir. TMK m.165’e dayalı boşanmada akıl hastalığının ortak hayatı diğer eş için çekilmez hâle getirmesi ve hastalığın geçmesine olanak bulunmadığının resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmesi gerekir. Bir reçete, muayene kaydı veya tek hekim değerlendirmesi kanundaki bütün şartları kendiliğinden kanıtlamaz.
Eşimin e-Nabız kayıtlarını boşanma davasına sunabilir miyim?
Eşin rızası veya hukuka uygun başka bir yetki olmadan e-Nabız hesabına girilmesi ve kayıtların alınması hukuki ve cezai risk doğurabilir. Sağlık kaydı davayla gerçekten ilgiliyse kapsamı açıklanarak mahkemeden ilgili kuruma müzekkere yazılması istenmelidir. Hukuka aykırı elde edilen deliller HMK m.189/2 gereğince ispatta dikkate alınamaz.
Mahkeme psikiyatri kayıtlarını hastaneden isteyebilir mi?
Uyuşmazlığın çözümü için ilgili ve gerekli görülürse mahkeme, HMK m.221 çerçevesinde sağlık kuruluşundan belirli kayıtların gönderilmesini isteyebilir. Talep sınırsız olmamalı; incelenecek dönem ve konu somutlaştırılmalıdır. Özel nitelikli sağlık verileri aktarılırken mahremiyet ve veri güvenliği tedbirlerinin korunması gerekir.
Psikiyatrik tedavi gören anne veya baba velayeti kaybeder mi?
Hayır. Tedavi görmek velayetin kaybı için tek başına yeterli değildir. Mahkeme çocuğun üstün yararını, ebeveynin güncel bakım kapasitesini, tedavinin durumunu, yaşam düzenini ve kanıtlanmış güvenlik risklerini değerlendirir. Kontrol altında tedavi gören ve çocuğun bakımını sağlayan ebeveyn hakkında yalnız tanı adına dayanılarak olumsuz sonuç kurulamaz.
Psikolojik rahatsızlığı olan eş tazminat veya nafaka alabilir mi?
Ruhsal rahatsızlık veya tedavi kaydı tazminat ve nafaka hakkını kendiliğinden kaldırmaz. Maddi ve manevi tazminatta TMK m.174’teki şartlar ve kusur dengesi; yoksulluk nafakasında TMK m.175 uyarınca yoksulluğa düşme, ekonomik koşullar ve talep edenin kusurunun daha ağır olmaması değerlendirilir.
Boşanmada psikolojik rahatsızlık nasıl ispatlanır?
İspatın konusu yalnız tanı değilse, öncelikle evlilik içinde gerçekleştiği ileri sürülen davranışlar somutlaştırılmalıdır. Hukuka uygun mesajlar, doğrudan gözleme dayalı tanıklar, kolluk ve mahkeme kayıtları kullanılabilir. Tıbbi değerlendirme gerçekten gerekliyse sağlık belgelerinin mahkeme aracılığıyla getirtilmesi ve gerektiğinde uzman veya resmî sağlık kurulu incelemesi yapılması talep edilebilir.