Eşin bordroda düşük ücret göstermesi, kayıt dışı kazancını açıklamaması veya gelirini şirketi ve yakınları üzerinden yürütmesi, nafakanın yalnız beyan edilen maaşa göre belirlenmesi sonucunu doğurmaz. Aile mahkemesi; tarafların ekonomik ve sosyal durumunu, malvarlığını, düzenli harcamalarını, çalışma kapasitesini ve yaşam standardını birlikte değerlendirir. Ancak mahkeme bütün finansal kayıtları kendiliğinden ve sınırsız biçimde taramaz. Gelirin nereden elde edildiği, hangi malvarlığının bulunduğu ve hangi kayıtların istenmesi gerektiği mümkün olduğunca somutlaştırılmalıdır.
Tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakasının amaçları farklıdır; bu nedenle incelenen ihtiyaç ve ödeme gücü de nafakanın türüne göre değişir. Dava devam ederken geçim riski varsa tedbir nafakası gecikmeden talep edilmeli, gelir gizlendiğine ilişkin işyeri, şirket, taşınmaz, araç veya hesap bilgileri dilekçede açıklanmalıdır.
Nafaka yalnız bordrodaki ücret üzerinden hesaplanmaz. Mahkeme SGK ve vergi kayıtlarını, işyeri ve şirket bilgilerini, taşınmazları, araçları, kira gelirlerini, gerekli ve ölçülü olduğunda banka kayıtlarını, düzenli harcamaları ve kişinin mesleğine göre kazanma kapasitesini değerlendirebilir. Talepte bulunan taraf, gizlenen gelire ilişkin somut olguları ve hangi kurumlardan kayıt isteneceğini mümkün olduğunca açık göstermelidir.
Nafaka miktarı, yalnız nafaka ödeyecek eşin aylık maaşına bakılarak belirlenmez. Talep edenin makul ihtiyaçları ile diğer tarafın gerçek ödeme gücü arasında denge kurulur. Tarafların yaşı, sağlık durumu, mesleği, çalışma imkânı, bakmakla yükümlü oldukları kişiler, barınma giderleri, malvarlığı ve düzenli gelirleri somut olayın koşulları içinde değerlendirilir.
Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi, boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkimin eşlerin barınması, geçimi, malların yönetimi ve çocukların korunması için gerekli geçici önlemleri almasını öngörür. Yoksulluk nafakasında TMK m.175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşme, talep edenin kusurunun daha ağır olmaması ve diğer tarafın mali gücü önemlidir. Çocuk için hükmedilen iştirak nafakasında ise TMK m.182 kapsamında çocuğun bakım ve eğitim giderlerine velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin gücü oranında katılması esastır.
| Nafaka türü | Temel amaç | Gelir incelemesinde öne çıkanlar |
|---|---|---|
| Tedbir nafakası | Dava süresince eşin veya çocuğun geçimini korumak | Güncel ihtiyaçlar, mevcut yaşam koşulları ve tarafların ödeme gücü |
| Yoksulluk nafakası | Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşe destek olmak | Talep edenin yoksulluk durumu, kusur karşılaştırması ve diğer eşin mali gücü |
| İştirak nafakası | Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılım sağlamak | Çocuğun ihtiyaçları ile her iki ebeveynin ekonomik kapasitesi |
Önemli ayrım: Aynı gelir verisi bütün nafaka türlerinde aynı sonucu doğurmaz. Yoksulluk nafakasında eşin boşanma sonrası durumu; iştirak nafakasında ise öncelikle çocuğun üstün yararı ve ihtiyaçları değerlendirilir.
Mahkeme açısından “gerçek gelir”, yalnız resmî bordroda görünen net ücret değildir. Kişinin ücret, prim, kâr payı, kira, serbest meslek veya ticari faaliyet gelirleri; sahip olduğu malvarlığı ve giderlerini karşılama biçimi ekonomik gücün parçalarıdır. Beyan edilen gelir ile sürdürülen yaşam arasında belirgin uyumsuzluk varsa bu çelişki açıklığa kavuşturulabilir.
Örneğin asgari ücret aldığını söyleyen bir kişinin yüksek tutarlı konut ve araç giderlerini düzenli olarak karşılaması, şirkette ortak ya da yönetici olması, sık taşınmaz alım satımı yapması veya iş hacmiyle uyumsuz derecede düşük kazanç bildirmesi tek başına kesin ispat değildir. Bununla birlikte diğer kayıtlarla beraber değerlendirildiğinde ayrıntılı araştırma yapılmasını gerektiren bir emare oluşturabilir.
Kişinin çalışmaması da her olayda ödeme gücünün bulunmadığı anlamına gelmez. Yaşı, eğitimi, mesleki geçmişi, sağlığı, önceki kazançları ve çalışmamasının nedeni incelenebilir. Kendi tercihiyle gelirini düşüren veya faaliyetini başka kişiler üzerinden sürdüren eş bakımından yalnız güncel bordroya bağlı kalınması, hakkaniyetli bir ekonomik tablo vermeyebilir.
Gelirin gizlendiğini ileri süren taraf, mümkünse yalnız “eşim daha çok kazanıyor” demekle yetinmemelidir. İşverenin adı, şirket unvanı, işyeri adresi, bilinen taşınmaz veya araçlar, kiraya verilen yerler, ticari faaliyet, kullanılan banka ve düzenli harcamalar gibi somut bilgiler mahkemeye sunulmalıdır. Böylece istenen araştırmanın uyuşmazlıkla ilgisi kurulabilir.
| Kayıt veya delil | Neyi gösterebilir? | Nasıl değerlendirilir? |
|---|---|---|
| SGK ve işveren kayıtları | Çalışma, prime esas kazanç, işyeri ve çalışma dönemi | Bordro, görev unvanı ve fiilî çalışma koşullarıyla birlikte |
| Vergi ve ticaret kayıtları | Mükellefiyet, şirket ortaklığı, yöneticilik ve ticari faaliyet | Şirketin mali yapısı ve kişisel kazanç birbirinden ayrılarak |
| Tapu ve araç kayıtları | Malvarlığı, devirler ve ekonomik kapasiteye ilişkin emareler | Edinme tarihi, finansman biçimi ve gelir getirip getirmediğiyle |
| Banka kayıtları | Düzenli para girişleri, kira veya ticari ödeme ihtimali | Belirli hesap, dönem ve uyuşmazlıkla bağlantı gösterilerek |
| Kira sözleşmeleri ve ilanlar | Taşınmazın kullanımı ve kira geliri ihtimali | Tapu, ödeme ve kiracı kayıtlarıyla desteklenerek |
| Hukuka uygun dijital veriler | Meslek, faaliyet, satış, seyahat veya yaşam standardı | Kaynağı, tarihi ve diğer delillerle uyumu denetlenerek |
| Tanık anlatımları | Fiilî çalışma, işin niteliği ve düzenli kazanç hakkında bilgi | Doğrudan görgüye dayalı ve resmî kayıtlarla uyumlu olduğu ölçüde |
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ispat yüküne ilişkin 190. maddesi uyarınca, ileri sürdüğü vakıadan kendi lehine sonuç çıkaran taraf kural olarak o vakıayı ispat eder. Bununla birlikte belge karşı tarafta, üçüncü kişide veya bir kurumda bulunuyorsa HMK’nın belge ibrazına ilişkin hükümleri çerçevesinde mahkemeden ilgili kaydın getirtilmesi istenebilir. Talep; kayıt türü, kurum ve mümkünse dönem belirtilerek kurulmalıdır.
Gelir araştırması, dava veya cevap dilekçesinde açık bir vakıa ve delil düzeniyle istenmelidir. Sonradan öğrenilen hususlar bakımından usul kuralları ve delil bildirme süreleri ayrıca gözetilmelidir. Somut olayın nafaka şartları, araştırılacak gelir kaynakları ve delil planı bakımından İzmir boşanma avukatı hizmet alanı kapsamında hukuki değerlendirme alınabilir.
Mahkeme kolluk aracılığıyla ekonomik ve sosyal durum araştırması yaptırabilir; ilgili kurumlara müzekkere yazarak kayıt isteyebilir. Fakat sosyal ve ekonomik durum tutanağındaki kısa tespitlerin tek başına bütün mali tabloyu yansıtmayabileceği unutulmamalıdır. Tarafların bu araştırmadaki eksik veya hatalı bilgileri belgeyle açıklaması önem taşır.
Şirket sahibi, ortak veya yönetici olan eşin bordrosunun düşük olması, şirketin tüm cirosunun kişisel gelir sayılacağı anlamına gelmez. Şirket malvarlığı ile ortağın kişisel malvarlığı ayrıdır. Buna karşılık kâr payı, huzur hakkı, ortak cari hesabı, şirketçe karşılanan kişisel giderler, araç ve konut tahsisi gibi kişiye sağlanan ekonomik menfaatler ödeme gücünün değerlendirilmesinde önem kazanabilir.
Serbest çalışan veya kazancının önemli kısmını nakit elde eden kişilerde vergi kaydı, meslek odası kaydı, işyeri bilgileri, müşteri ödemeleri, faaliyet hacmi, ekipman ve çalışan sayısı gibi veriler birlikte ele alınabilir. İnternette yer alan hizmet ilanları veya kamuya açık mesleki paylaşımlar, faaliyetin varlığını göstermeye yardımcı olabilir; ancak tek bir paylaşım aylık geliri kesin olarak ispatlamaz.
Bordrosunda düşük ücret görünen bir eşin aynı zamanda şirket ortağı olduğu, şirket aracını kullandığı ve düzenli kişisel giderlerinin şirket hesabından ödendiği ileri sürülüyorsa yalnız sosyal medya fotoğraflarına dayanılması yeterli olmayabilir. Şirket ortaklık kaydı, görev bilgisi, ücret ve kâr payı belgeleri ile kişisel gider bağlantısının mahkeme aracılığıyla araştırılması istenebilir. Sonuç, şirket cirosuna değil eşe fiilen sağlanan ekonomik değere göre değerlendirilir.
İştirak nafakasında yalnız velayeti kendisinde olmayan ebeveynin geliri değil, çocuğun somut ihtiyaçları ve diğer ebeveynin katkı gücü de dikkate alınır. Yaş, okul ve servis giderleri, sağlık ihtiyaçları, barınma, beslenme, sosyal gelişim ve çocuğun dava öncesindeki makul yaşam koşulları önemlidir. Özel okul veya yüksek tutarlı bir giderin değerlendirilmesinde önceki aile düzeni, ebeveynlerin mali gücü ve giderin çocuk yararına uygunluğu birlikte incelenir.
Çocuğun giderleri mümkün olduğunca fatura, sözleşme, okul ödeme planı, sağlık belgesi ve düzenli harcama dökümleriyle somutlaştırılmalıdır. Diğer ebeveyn gelirini gizliyorsa araştırma yapılması istenir; ancak çocuğun ihtiyaçlarının belgelenmemesi de sağlıklı bir miktar belirlenmesini zorlaştırabilir. İştirak nafakası bir ebeveyni cezalandırma aracı değil, çocuğun giderlerine mali güç oranında katılım yükümlülüğüdür.
Boşanma davası uzun sürebileceğinden, gelir araştırmasının tamamlanması beklenirken geçim sıkıntısı doğabilir. TMK m.169 kapsamındaki tedbirler dava süresince eş ve çocukların korunmasına yöneliktir. Dilekçede mevcut gelir bilgileri, zorunlu giderler ve acil ihtiyaçlar gösterilerek geçici nafaka istenebilir.
İlk aşamada eksik bilgilerle belirlenen tedbir nafakası değişmez değildir. İşveren cevabı, şirket kaydı, taşınmaz geliri veya başka bir ekonomik veri dosyaya girdikten sonra miktarın yeniden değerlendirilmesi talep edilebilir. Aynı şekilde gelirde gerçek bir düşüş ya da ihtiyaçlarda önemli değişiklik varsa karşı taraf da bunun dikkate alınmasını isteyebilir.
İşveren kayıtları, dijital ilanlar, kira ilişkisi veya ticari faaliyet zaman içinde değişebilir. Delillerin usulüne uygun biçimde ve süresinde bildirilmemesi, mahkemenin ilgili kaydı incelemesini güçleştirebilir. Dava başında bilinen gelir kaynakları saklanmamalı; acil geçim ihtiyacı varsa tedbir nafakası talebi gelir araştırmasının sonuna bırakılmamalıdır.
Boşanma kararı henüz kesinleşmemişse ve kanun yolu süresi devam ediyorsa, yeni öğrenilen gelirin dosyaya nasıl sunulacağı usul kuralları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Her yeni belge istinaf aşamasında kendiliğinden incelenmez; belgenin neden daha önce sunulamadığı ve uyuşmazlığa etkisi önem taşıyabilir.
Karar kesinleştikten sonra tarafların mali durumunun değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi hâlinde TMK m.176 uyarınca irat biçimindeki nafakanın artırılması ya da azaltılması istenebilir. Sonradan ortaya çıkan bilgi, mevcut ödeme gücünü ve nafakanın yetersiz kaldığını gösteriyorsa yeni davada önem taşıyabilir. Bununla birlikte önceki yargılamada var olan fakat bilinmeyen her gelir belgesi, kesinleşmiş kararı otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Nafaka artırım talebinde yalnız karşı tarafın gelirinin yükseldiği iddiası değil; enflasyon, kira, eğitim ve sağlık giderleri gibi ihtiyaç değişiklikleri de belgelenmelidir. Azaltma veya kaldırma talebinde bulunan taraf ise gelir kaybının gerçek ve sürekli olduğunu, ödeme gücünü nasıl etkilediğini ortaya koymalıdır.
Eşin telefonuna, e-posta hesabına, internet bankacılığına veya şirket sistemine izinsiz girmek; şifre ele geçirmek ya da özel konuşmaları hukuka aykırı biçimde kaydetmek ciddi hukuki ve cezai riskler doğurabilir. Nafaka talebinin haklı olması, her yöntemle delil toplanabileceği anlamına gelmez. Elde edilen verinin hukuka uygunluğu ayrıca incelenir.
Kamuya açık şirket, ilan veya sosyal medya kayıtları ekran görüntüsü alınarak sunulabilir; ancak içerik mümkünse tarih, bağlantı ve hesap bilgisiyle korunmalıdır. Manipüle edilebilir tek bir görüntü yerine resmî kayıtlarla desteklenen bir delil zinciri kurulması daha sağlıklıdır. Banka ve vergi kayıtları gibi doğrudan erişilemeyen bilgiler için mahkemeden, belirli ve uyuşmazlıkla bağlantılı bir araştırma talep edilmelidir.
Yaygın bir başka hata, lüks tüketime ilişkin her görüntünün yüksek geliri kesin biçimde kanıtladığını varsaymaktır. Araç veya konut başkasına ait olabilir; seyahat hediye edilmiş ya da borçla finanse edilmiş olabilir. Bu nedenle yaşam standardı emareleri, mülkiyet, ödeme ve çalışma kayıtlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Değerlendirmede 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun tedbir, yoksulluk ve iştirak nafakasına ilişkin 169, 175, 176 ve 182. maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ispat yükü ve belge ibrazına ilişkin hükümleri esas alınmıştır. Görevli mahkemeye ilişkin çerçevede 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun dikkate alınmıştır.
Bordro ve SGK kayıtları, şirket bağlantıları, taşınmaz ve araç bilgileri, yaşam giderleri, çocuk masrafları ve mevcut mahkeme evrakı birlikte incelenerek hangi kayıtların istenebileceği ve nafaka talebinin nasıl somutlaştırılacağı değerlendirilebilir.
Gelir araştırması ve nafaka süreci hakkında hukuki değerlendirme talep edin.
Hayır. Bordro önemli bir delil olmakla birlikte nafaka miktarını tek başına belirlemez. Mahkeme SGK ve vergi kayıtlarını, mesleki durumu, malvarlığını, kira veya şirket gelirlerini, düzenli harcamaları ve yaşam standardını birlikte değerlendirebilir. Düşük gösterilen ücret ile fiilî ekonomik durum arasında fark olduğu ileri sürülüyorsa bu farkı gösteren somut bilgi ve deliller sunulmalıdır.
Mahkeme, uyuşmazlıkla bağlantısı açıklanan banka kayıtlarının getirtilmesine karar verebilir. Bunun için mümkünse banka, hesap, gelir kaynağı ve ilgili dönem somutlaştırılmalıdır. Bütün bankalardaki bütün işlemlerin belirsiz ve sınırsız biçimde araştırılması otomatik değildir. Talebin nafaka ve gerçek gelir incelemesi bakımından gerekli, ilgili ve ölçülü olması önem taşır.
SGK kaydının bulunmaması tek başına nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Kişinin fiilî çalışması, mesleği, yaşı, sağlığı, çalışma kapasitesi, ticari faaliyetleri, malvarlığı ve diğer gelir kaynakları incelenebilir. Ancak nafaka türünün yasal şartları ayrıca gerçekleşmelidir. Kayıt dışı çalışma iddiası işyeri bilgisi, tanık, ödeme kaydı ve hukuka uygun diğer delillerle somutlaştırılmalıdır.
Şirket cirosunun tamamı doğrudan ortağın kişisel geliri değildir. Şirket ile ortağın malvarlığı birbirinden ayrılır. Buna karşılık eşin aldığı ücret, kâr payı, huzur hakkı, ortak cari hesabı hareketleri ve şirket tarafından karşılanan kişisel giderler ekonomik gücün değerlendirilmesinde dikkate alınabilir. İncelemenin şirket cirosundan çok eşe sağlanan gerçek ekonomik menfaate yönelmesi gerekir.
Kamuya açık sosyal medya paylaşımları yaşam standardı, mesleki faaliyet veya kullanılan malvarlığı hakkında emare oluşturabilir; fakat tek başına aylık geliri kesin olarak kanıtlamayabilir. Paylaşımın tarihi, hesabın aidiyeti ve içeriğin gerçekliği değerlendirilir. Bu verilerin tapu, araç, şirket, banka veya işyeri kayıtları gibi daha güçlü delillerle desteklenmesi gerekir.
Somut olaya göre dikkate alınabilir. Mahkeme kişinin yaşı, eğitimi, mesleği, sağlık durumu, önceki işleri ve çalışmama nedenini değerlendirebilir. Sağlık, bakım yükümlülüğü veya iş bulamama gibi gerçek engeller ile geliri azaltmak amacıyla çalışmama aynı şekilde ele alınmaz. Kazanma kapasitesi değerlendirmesi varsayıma değil, dosyadaki somut verilere dayanmalıdır.
Türk hukukunda nafakanın maaşın belirli bir yüzdesi olarak hesaplanmasını zorunlu kılan genel bir formül yoktur. Nafakanın türü, talep eden eşin veya çocuğun ihtiyaçları, tarafların gelirleri, malvarlıkları, zorunlu giderleri ve hakkaniyet birlikte değerlendirilir. Bu nedenle benzer maaşa sahip kişiler hakkında farklı somut koşullara bağlı olarak farklı miktarlar belirlenebilir.
Dava sırasında belirlenen tedbir nafakası, koşulların değişmesi veya gerçek gelire ilişkin yeni kayıtların dosyaya girmesi hâlinde yeniden değerlendirilebilir. Artış isteyen taraf, ihtiyaçlardaki değişikliği veya diğer eşin ödeme gücüne ilişkin yeni bilgiyi somutlaştırmalıdır. Mahkeme, dava süresince gerekli geçici önlemleri mevcut koşullara göre değiştirebilir.
Gelirin sonradan ortaya çıkması otomatik artış sağlamaz. Mevcut nafakanın yetersiz kaldığı, tarafların mali durumunun değiştiği veya hakkaniyetin artışı gerektirdiği gösterilerek nafaka artırım davası açılabilir. Yeni gelir bilgisi ödeme gücünün belirlenmesinde önemli olabilir. Kesinleşmiş önceki kararın durumu ve yeni bilginin hangi döneme ait olduğu ayrıca değerlendirilir.
Eşin bilinen işvereni, şirketi, mesleği, işyeri adresi, taşınmazları, araçları, kira ilişkileri, kullanılan banka ve gelir getirdiği düşünülen faaliyetler mümkün olduğunca belirtilmelidir. Her kaydın hangi iddiayı kanıtlayacağı ve hangi dönem için istendiği açıklanmalıdır. Somutlaştırılmış talepler, ilgisiz ve sınırsız bir mali araştırma talebine göre daha sağlıklı değerlendirilebilir.